Қандастар Ассамблея

Tatar edebyatının temsilcileri

28.11.2014 2685
Ortak köklere ve dine sahip olduğumuz Tatar milletinin ünlü temsilcilerini, yanı sıra onların halk içinde popüler olan eserlerini size tanıtmak istiyoruz.

Ortak köklere ve dine sahip olduğumuz Tatar milletinin ünlü temsilcilerini, yanı sıra onların halk içinde popüler olan eserlerini size tanıtmak istiyoruz. Bunlardan biri, Tatar milletinin en saygıdeğer oğullardan biri birçoklarınnı sevimli yazarı olan Maşkar Gumerov’dur.

Yazar 11 Kasım 1911 yılında Başkurdistan’da Askın İlinin Kubiyaz mahallesinde dünyaya geldi. 1937 yılında ailesi ile birlikte Kuzey Kazakistan Eyaletine taşındı ve burada Kazak ilk okulunda eğitim aldı. Kendisi Tatar milletinden olmasına rağmen, eserlerini yalnızca Kazakça yazdı. Kendi kariyerini Kazakistan Devlet Üniversitesi’nin Filoloji bölümünün Kazak dili ve edebiyatı dalını bitirdikten sonra Edebiyat ve Yayın İşleri Genel Müdürlüğü’nde sensür, “Kazakistan pioneri” gazetesinde edebiyat ve sanat bölümü şefi olarak başladı. 1957-1977 yıllarında “Kazakistan”, “Jalın”, “Jazuşi” baskılarında başyazar olarak çalışır. Yazarın ilk eseri 1952 yılında “Pioner” dergisinde “Ұя” adı altında yayınlanır. Yazarın kaleminden doğan eserler şunlardır: “Anne ve oğul”, “Üç gün ve üç gece”, “İki çinar ağacı”, “Kayıp anahtar” hikayeleri, ve “Harika ilaç”, “Seviyor – ya sevmiyor”, “”Hazeretin lanetlediyi köy, “Üçürum üstünde”, “Gizli defter”, “Orta öğül” gibi romanlardır. Ayrıca Maşkar Gumerov çevirilerle de ilgilenirdi. Öğrenğin, V.Gubarev’in “Pavlik Morozov” romanını, Kazakistan Rus yazarı M.Zverevin birkaç eserlerini, Bolgar yazarı Roza Hafizova’nın “Kuray balanı maceraları” romanını, Başkurt yazarı A.Hakimov’un iki hikayeler kitabını ve diğer eserleri çevirdi. Onun birkaç roman ve hikayeleri Rusça yayınlanmıştır. “Orta öğül” adlı hikayeler derlemesi Kazakistan Yazarlar Birliği’nde en iyi seçilmiş ve Sabit Mukanov ödülü kazanmıştır.

Edebiyatımıza kendi katkısında bulunmuş ve Kazakça eserler yazan Tatar killeti temsilcilerinden biri Bayazitov Said’dir. Yazar 1929 yılında Kızılorda ilinin Sırdarya ilçesinde dünyaya geldi. Kariyerini 1953-1957 yıllarında ilkokulda Kazak dili ve edebiyatı öğretmeni olarak başladı. 1957-1961 yıllarında Kazakistan Yazarlar Birliği’nde Kızılorda ili şubesinde edebiyat müşaviri çalışdı. 1961-1963 yıllarında Moskova’da Yüksek edebiyat programı öğrencisi oldu. Onun ilk eseri – çocuklar için “Beklenmeyen karşılaşma” adı altında hikayeler derlemesi 1954 yılında yayınlandı. Bunun üzerine 1956 yılında “Ada Robinzonları”, 1959’da “Küçük çocuk”, 1960’da büyükler için “Laleler açarken” derlemesi, 1965’de “Kristal boncuklar” adı altında romanları, 1967’de “Aydarlı’da buluşma”, 1976’da “Alıtn anahtar”  hikayeler derlemesi okyucuların dikkatına sunuldu.

Bu milletin daha bir temsilcisi – Hamidullin Asgadulla’dır. Yazar 14 Şubat 1923 yılında petropavlovsk’da dünyaya geldi. Kariyerde hizmetini 1945-1975 yıllarında “Lenin vardiyası”, “Kazakistan gerçeği”, “Endüstriyal Karaganda”, “Köy yaşamı” baskılarında, Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin devlet televizyon ve radyo yayımları komitesi`nde başladı. Rus, Kazak, Tatar edebiyatının birkaç denemelerinin, yazılarının yazarıdır. Ayrıca, Habit Musrepov’un “Bir kez ve sonsuza kadar” hikayesinin, İliyas Yesenberlin’in “Tahlikeli geçiş” romanının televizyon sahneleştirilmesini yaptı. 1973-1977 yıllarında Ş.Usmanov’un “Legion yolu” hikayesini ve A.Rasih’in “Yamaşev” romanını Tatarça’dan Rusça’ya, A.Bazilbayev’in gazeteci denemeler kitabını Kazakça’dan Rusça’ya çevirdi.

Tarihe bakarsak, Tatarlar Kazak topraklarında Tsar hükumeti tarafından Kazak topraklarının işğal döneminin başlanğıcından taşınmağa başlamışlar. Ancaktarihin yaprakları Kazak ve Tatarların ilişkilerinin daha eskiden, yaklaşık 400 yıl önce başladığını söylüyor. Ne de olsa, ortak köklerimiz olan ve farklılıktan daha çok ortak şeylerimizin olduğu halkın edebiyat ve kültüre katkıları inkar edilemez. Bunun ispatı Cumhurbaşkanı’mız Nursultan Abişeviç Nazarbayev’in halka muracaatı da olabilir: “Kaderin hükmü ile farklı halkların temsilcileri Kazakistan topraklarına taşınmışlar. Biz onları Kazaklara özgü konukseverlik ile karşılamışız. Onlar bizim ülkemizde yetişmiş ve bizim kardeşlerimiz olmuşlardır. Şimdi biz çokuluslu çehresi olan birleşik bir devletiz. Küreselleşme devri – çokuluslu devletler devridir. Bu evrensel bir sureçtir. Ülkemizin gelişiminde tüm halklar ve milletler katkıda bulunmuşlardır”.

 


Elenora Amir